En son ne zaman birine sarıldınız?

JAPAN-HEALTH-ELDERLY-INNOVATION

 

“En son ne zaman ailenizin dışından veya yakın bir ilişki içinde olmadığınız birine sarıldınız? Kargocunun getirdiği ürünü alırken parmaklarınızın eline değmesinden bahsetmiyorum. Bir yabancıya, meslektaşınıza ya da arkadaşınıza sarılmanızı kastediyorum. Ben son bir hafta içerisinde tanımadığım 5 kişiye sarıldım. Bunlardan birisi yeni doğan bir bebekti, diğer ikisi kazara sarıldığım kişilerdi, hatta birisi kargocuydu. Dokunmak daha ana rahminde henüz 1.5 cm’lik bir embriyoyken bile gelişen ilk hislerden biri aslında. Ama zamanla sarılmak ya da dokunmak bizim için tuhaf bir ana dönüşüyor.

Dokunmak günlük hayatımızdan bir şekilde çıkarılıyor da. İngiltere’de örneğin; geçen ay doktorlara bir uyarı yapıldı ve ‘Hastalarınızı sarılarak teselli etmeyin’ dendi. Ya da hükümet bakıcılar, ‘çocuklara sarılmayın’ denildi. ABD’de de durum farklı değil. Girl Scouts ekibi, geçtiğimiz aralık ayında ebeveynlere ‘Kızlarınıza akrabalarına sarılmalarını söyleyin’ önerisinde bulununca ortalık karıştı. Veya öğretmenleri ele alalım. Öğrencilerine sarılma konusunda ciddi tereddütler yaşıyorlar. İngiltere’ye dönecek olursak; yalnızlık salgın bir hastalığa dönüşmüş durumda. Yarım milyon yaşlı günlerini kimseyi görmeden yani kimseye dokunmadan geçiriyor.

Bu eksikliğin hissedilmesi ise Avrupa, Avustralya ve ABD’de sarılma endüstrisini genişletti; profesyonel sarılma uzmanlar cafeler açmaya başladı. Cuddle Up To Me bunlardan biri. Oregon’da müşterilerine 72 farklı sarılma içeriği olan bir menü sunuyor. Veya Japonya’da özellikle yaşlılara yalnızlıklarını unutturmak için oturana sarılan sandalyeler satılıyor.

Geçen yıl yapılan bir araştırmaya da kısaca göz atalım. Londra Üniversitesi’nin yürüttüğü bir çalışmaydı. Araştırmanın sonucuna göre yabancı birinin sarılması bile toplumsal yalnızlık hissini azaltıyor. Ayrıca yapılan birçok farklı araştırmada da sarılmanın mutluluk hormonunu artırdığı hatta sindirim sistemine bile iyi geldiği kanıtlandı…”

Okuduklarınız İngiliz Guardian gazetesinde Paula Cocozza imzalı yayılan haberden alıntı. Okuduğumda etkilendiğim için sizinle paylaşmak istedim. Haberin devamında sarılmanın ya da dokunmanın sınırları iyi korunmuş şekilde yapılması gerektiğine bolca atıf var. Benzer bir haber de ABD merkezli Washintong Post gazetesinde okudum. Washington Post’taki haberde ise sarılmanın #MeToo hareketi (Hollywood yıldızlarıyla başlayan ve hızla dünyaya yayılan ve kadınların tacize karşı seslerini çıkardıkları kampanya) ile bir öcüye döndüğü ele alınmıştı. Ve özetle haberde sarılmanın aslında sanıldığı kadar kötü ve güvensiz olmadığından bahsedilmiş.

CÖMERT OLMAKTAN KORKMAYIN

Bundan 8 yıl önce bir haber takibi için Belçika’nın başkenti Brüksel’e gitmiştim. Avrupa Birliği’nin etkinliğiydi. Dolayısıyla Avrupa’nın neredeyse tamamından gazeteciler katıldığı toplantılar düzenlenmişti. Girdiğim ilk toplantıda ise Avrupa Komisyoneri’nin anlattığı neredeyse hiçbir şeyi anlamadım. İngilizce konuşan Fransız yetkiliyi anlayamadıkça moralim iyice bozuldu. Müsaade isteyerek kendimi Avrupa Birliği binasının dışına attım. Öğle vaktiydi ve çevredeki kafeler yavaş yavaş doluyordu. Ben de bir kafenin önünde oturup soğuk havayı içime çekmeye başladım.

O esnada 50’li yaşlarda bir Belçikalı ya da başka bir Avrupa ülkesinden bir kişi yanıma yaklaşarak “İyi görünmüyorsun? Her şey yolunda mı? Senin için ne yapabilirim?” dedi. Biraz temiz havaya ihtiyacım olduğunu söyledikten sonra hızlıca başımdan geçenleri anlattım. O da bana “İngilizcen gayet iyi. Bak ne güzel anlaştık. Sorun sende değil. Sorun Avrupa Birliği’nde. Şu binanın çirkinliğine bak. Hem zaten Avrupa Birliği’nin dediğinden kim ne anlıyor ki” şeklinde beni sakinleştirdi. Ve elini omuzuma koyarak “hadi topla kendini toplantıya geri dön” dedi.

O an hiç tanımadığın bir kişiye bile sınırları koruyarak doğru şekilde yaklaşmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Ben hayatımda yapıyorum. Hiç tanımasam bile insanlara dokunuyorum. Tabi ki ileriye gitmemek şartıyla yapıyorum. Hatta birkaç gün önce Guardian’da az önce bahsettiğim haberi okuduktan en fazla bir saat sonra bir iş arkadaşım durup durup bana sarıldı. Ben de hemen ona “Guardian’daki haberi mi okudun sen de?” dedim gülerek ve “Hayır” cevabını alınca kısaca haberi özetledim.

Sarılmak gibi ruhsal sağlığınızı basit şekilde artırmanın başka yolları da var. Bu konularda daha önce haberler yazmıştım. Hepsi bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış olmak üzere işte size mutluluğun en basit yolları:

  • Cömert olun,
  • Merhametli olun,
  • Gülümseyin,
  • Selam verin,
  • Arkadaşlarınızla vakit geçirim,
  • Af edin,
  • ‘Seni seviyorum’ deyin,
  • Güneşe çıkın,
  • Yaşlanmaktan korkmayın.

(@selcukerennn)

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s