Yalan haber bumerangı döndü Batı’yı vurdu

fake1

Batı ülkelerinde son günlerde bir “fake news” paniği hakim. Almanya’dan İsveç’e, ABD’den Fransa’ya ya da Hollanda’dan İngiltere’ye kadar birçok ülkede “yalan haberlere” savaş başlatıldı. Amaç internet ortamında hızla yayılan kaynaksız, tutarsız ve gerçekleri yansıtmadığı söylenen haber içeriklerinin yayılmasını engellemek. Bu noktada Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlar, söz konusu ülkeler tarafından yoğun bir baskı altına alınmış durumda.

Avrupa’da hükümetler, yalan haberlerin sosyal medya aracılığıyla yayılıp, halkın yanlış yönlendirildiğini savunuyor. Dolayısıyla önlem almaları için Facebook ve Twitter’a baskı yapılıyor. Tabi hükümetler bir yandan da kendi iç hukuk sistemlerini bu mücadeleye uygun hale getirmek için uğraşıyor. Örneğin; Almanya Adalet Bakanı Heiko Maas, sosyal medyada çıkan iftira ve yalan haberlerin yargı tarafından sıkı bir şekilde takip edilmesini ve cezalandırılmasını istedi.  

AMAÇ SEÇİMLERİ KORUMAK

Peki ne oldu da Batı ülkeleri bir anda “Bu haberler fake” diye tutuşmaya başladı? İngiltere’de kamuoyu yoklamalarının Brexit kararını öngörememesi ve ABD’de Donald Trump’ın başkan seçilmesinin arkasında ‘yalan haberlerin’ etkili olduğu söyleniyor. Yani halkın, yalan haberlerin etkisiyle oy kullandığı savunuluyor. Bu yıl içinde sandığa gitmeye hazırlanan Almanya, Fransa ve Hollanda gibi ülkelerde de yalan haberlerin seçimlere etki yapmasını engellemek istiyor. Başta ABD olmak üzere diğer ülkelerin tamamı vatandaşlarına ‘yalan haberlerin Rusya kaynaklı olduğunu’ söylüyor. Dış güçlerin ülkelerine müdahale etmesini engellemek istiyorlar yani.

Şimdi bu noktada insanın aklına bazı sorular geliyor: Bu zamana kadar yalan haberler konusunda Batılı ülkelerin aklı neredeydi? Hani artık vatandaş gazeteciliği vardı? Ya da; Sosyal medyada paylaşılan bilgilere karışmak özgürlüğe müdahale değil miydi?

Söz konusu ülkeler, Türk hükümetinin önüne geçmek istediği yalan haberlere bu zamana kadar hep “düşünce özgürlüğüne ve bilgi paylaşımına müdahale” olarak yaklaştı. Türkiye’de ‘Toma, göstericileri ezerek parçaladı’, ‘Erdoğan Almanya’ya kaçtı’, ‘Türkiye, DEAŞ’a silah verdi” gibi hiçbir tutarlığı olmayan paylaşımlara veya kaynakları belli olmayan haberlere kimse sesini çıkarmadı. Demek ki Batı ülkeleri ancak kendilerine yönelik bir zarar hissettiklerinde devreye giriyor.

BASINDA İŞBİRLİĞİ

Yalan haberlerin önlenmesi aslında başta biz gazeteciler olmak üzere herkesin faydasına. Bu nedenle CNN, New York Times, BBC, Guardian, Le Monde, Bild ve dahası… Bütün büyük yayın kuruluşları yalan haberlerin engellenmesi için işbirliği yapmaya başladı. Son olarak Fransa’da 37 yayın kuruluşu cumhurbaşkanlığı seçimi boyunca yalan haberleri engellemek için birlikte çalışacak. Hükümetler ve sosyal ağların da sürece dahil olmasıyla doğru haberleri yayma cephesi iyice güçleniyor.

Ancak başlatılan dev mücadeleye rağmen akıldaki sorular bitmiyor. Bir habere neye göre ‘yalan’ denilecek. Yalan haber içeriği sağlayan kişilere veya sitelere neler yapılacak? Birçok uzmana göre yalan haber etiketi çok riskli bir konu. En basitinden sadece hükümetlerin aleyhindeki haberlere ‘yalan’ denilebilir. Yani bu mücadele bir anda gizli bir sansüre dönüşebilir. Diğer taraftan yalan haberleri internet ortamından kaldıracak olan Batılı yayın kuruluşlarının da geçmişleri çok parlak değil. Çin ve Rusya gibi ülkeler de Batı’nın önde gelen yayın kuruluşlarını kendileriyle ilgili yalan haber yapmakla suçluyor. Dolayısıyla bu yayın kuruluşlarının her servis ettiği habere veya yalan haber etiketlerine ne kadar güven olacak?

face

SAHTE GÜVEN DUYGUSU

Facebook ise yalan haberlere karşı ‘bayraklama’ yöntemini kullanacak. Bu metoda göre Facebook kullanıcıları doğru olmadığına inandıkları bir haberi ‘yalan’ şeklinde bayraklayacak. Ardından yeterli şikayet oranına ulaşan haber, bağımsız doğrulama şirketleri tarafından inceleme altına alınacak. Eğer bu şirketler haberin ‘yalan’ olduğuna hükmederse, Facebook kullanıcıları o haberi artık ‘yalan haber’ notu ile okuyacak. Ancak uzmanlar, bu teknik ile Facebook kullanıcılarının üzerinde ‘sahte güven duygusu’ oluşacağını söylüyor. Yani kullanıcı ‘Facebook haberleri nasılsa süzgeçten geçirmiştir. Dolayısıyla benim bir haberi yalan diye etiketlememe gerek yok’ düşüncesiyle hareket edebilir.  

Kullanıcı sayısı 1,6 milyara ulaşan Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg aslında bir yandan da sitesi üzerinden paylaşılan milyonlarca haber sayesinde; dünyanın en büyük gazetesinin genel yayın yönetmeni oluyor. Peki Zuckerberg’e nasıl güvenilecek?

Milyarder girişimci Zuckerberg, Facebook’tan yayılan yalan haberlerin ABD’de seçim sonuçlarını etkilediğine inanmadığını söyledi. Ancak ABD basınına göre Zuckerberg halihazırda onlarca kişiden oluşan özel bir yalan haber ekibi kurdu. Hatta bu ekipte yer aldığını söyleyen ve ismi gizli kalmak koşuluyla Buzzfeed sitesine konuşan biri, “Mark Zuckerberg ile birlikte şirkette çalışan herkes, seçim kampanyası süresince platformumuzda deli gibi yalan haberin dolaştığını biliyordu” dedi. Bu itiraf da haberlerin Facebook’a karşı güveni sorgulamaya yetiyor.

(@selcukerennn)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s