Batı’nın iki farklı yüzü

giriş

“Dünyanın en zengin, en mutlu veya sosyal yapının en iyi işlediği ülkeler” gibi sıralamalarda yer alanlar, yıllardır hep aynı ülkeler oluyor. Kısa bir süre önce bu tarz listelerin hep başlarında yer alan Kuzey Avrupa ülkesi İsveç’teydim. Avrupa Komisyonu’nun düzenlediği ve Türkiye ile Balkan ülkelerindeki gazetecileri kapsayan bir geziydi. Amaç basın özgürlüğünü 1994’ten bu yana Avrupa Birliği üyesi olan İsveç’te tecrübe etmekti. Yaklaşık 9 buçuk milyon nüfuslu ve kişi başına düşen milli gelirin 60 bin dolar olduğu İsveç, basın özgürlüğü konusunda gerçekten iyi bir örnek. Ancak iki günlük ziyaret boyunca ülke basınında “milli gündemin” neredeyse hiç olmadığını gördüm.

Başkent Stockholm’de gittiğimiz çeşitli gazete veya televizyon kanallarında kendileri için dış haberlerin her zaman daha fazla ön planda olduğunu anlattılar. Yerel gündemlerinde ise bisiklet kullananlar için üretilen yeni model yelekler vardı. Hatta bu konuyu günlerce tartışmışlar. Yani İsveçliler, bizdeki gibi “flaş haber” bombardımanına çok uzak. Ancak yaptığımız birçok toplantının ardından benim için farklı bir bakış açışı ortaya çıktı: Her fırsatta gelişmekte olan ülkelere neler yapmaları gerektiğini söyleyen Batılı zengin ülkeler, çoğu zaman kendi topraklarında olanları görmezden geliyor.

Aslında her şey sorduğum bir soru ile başladı. Basın özgürlüğü ile birlikte İsveç’teki devlet yapısının nasıl işlediğine dair düzenlenen bir toplantıydı. Söz hakkı isteyerek; “İsveç, Fransa, Almanya ve İngiltere gibi gelişmiş Avrupa ülkelerinde sosyal devletin şeffaf, tutarlı ve dinamik bir şekilde nasıl işlediğinin farkındayız. Ancak sizce gelişmiş Avrupa ülkelerinin vatandaşı olan milyoner iş adamları, kendi ülkelerinde yapamadıkları veya yapmadıkları yasadışı işleri daha az gelişmiş bir Avrupa ülkesinde yapıyor olabilir mi? Bu nedenle de bu tarz ülkelerin İsveç veya Almanya gibi gelişmesini de engelliyor olabilirler mi?” dedim. Konuşmacı başta olmak üzere salonda bulunan Avrupa Komisyonu temsilcileri bana katılmadıklarını ve bunun mümkün olmadığını söylediler.

Ancak Balkan ülkelerinden gelen meslektaşlarımdan birçoğu daha o an bana haklı olduğuma dair işaretler yapmaya başladı. Çok geçmeden Kosova’dan etkinliğe gelen gazeteci bu aybaşında kendi ülkesinde yaşanan olayı anlattı. Kosova’da görev yapan bir grup Avrupa Komisyonu üyesinin ismi bir yolsuzluğa karışmış. Üstelik olayın ortaya çıkmasının ardından Avrupalı siyasiler, bazı gazetecileri tehdit etmiş.

FABRİKALAR KAMBOÇYA’DA

Toplantının ilerleyen saatlerinde ise konuşma sırası İsveçli ödüllü gazeteci Erik Palm’daydı. Şimdilerde serbest çalışan araştırmacı gazeteci Palm, ödül aldığı haberlerinden bahsetti. Geçmiş yıllarda İsveç ile özdeşleşen ve dünya devi olarak kabul edilen bir mobilya perakendecisinin nasıl vergi kaçırdığını haber yapmışlar. Söz konusu şirketin sahibi olan milyarder işadamının yıllarca saklamayı başardığı bir sırrı ortaya çıkarmışlar. Buna göre dünyanın en zenginleri listesinde yer alan işadamının şirketi, vergi kaçırmak için bir diğer Avrupa ülkesi olan Lihtenştayn’da kurduğu şirketi gizlemiş. Lihtenştayn her ne kadar gayri safi milli hasıla bakımından dünyanın en ileri ülkelerinin başında gelse de farklı devlet anlayışı nedeniyle “vergi cenneti” olarak kabul ediliyor. Palm konuşması sırasında ayrıca yine dünya genelinde binlerce mağazası olan İsveç merkezli bir tekstil markasından bahsetti. Bu marka ürünlerini daha ucuza mal etmek için fabrikasını Güneydoğu Asya ülkesi olan Kamboçya’ya kurmuştu. Orada günde sadece birkaç dolar karşılığında yüzlerce kişi saatlerce çalıştırabiliyorlardı çünkü.

1.8 MİLYAR DOLARLIK SİLAH

Ortaya çıkan bu gerçeklerin ardından biz de kendi aramızda İsveçli silah şirketlerini tartışmaya başladık. İsveç dünya genelindeki krizlerde “uzlaştırıcı ülke” olarak tanınır. Veya “insani yardımlar” konusunda da hep ön planda olur. Ancak aynı zamanda ülke nüfusuna oranla en fazla silah satan ülkeler sıralamasında İsveç, İsrail ve Rusya’nın ardından üçüncü sırada yer alıyor. İsveçli silah şirketleri geçen yıl 55 ülkeye 1.8 milyar dolar değerinde silah sattı. Üstelik bu silahların çoğunlukla insan hakları ihlallerinin yapıldığı ülkelere satıldığı biliniyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nden Siemen Wezeman “Konu insan hakları ya da diktatörler olunca, İsveçliler kendilerini oldukça etik ve tutucu görüyor. Fakat İsveç, bu diktatörlerin gücü elinde bulundurmasına yardımcı olan silah satışları yaptı” diyor.

(@selcukerennn)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s