Teknolojiye bulaşmadan yaşıyorlar

Cep telefonu, televizyon, araba ve diğer teknolojik aletler…  Aslında hayatımızı sürdürmemiz için hava ve su yetiyor. Dünyanın dört bir yanında modern hayattan uzakta yaşayanlar bunun en iyi kanıtı

teklof

Bilim dünyası, yıllardır yeryüzünde hiçbir canlı türünün yaşamadığı ortamları araştırıyor. Bunun için en zor koşullar olan en soğuk, en sıcak, en derin, en tuzlu veya radyasyon oranının en yüksek olduğu bölgeler inceleniyor. Gelinen son noktaya göre canlı yaşamı, sadece aşırı sıcak ve steril laboratuar ortamlarında bulunmuyor. Sıcaklıkta üst sınır 150 derece. 122 santigrat derecede bile canlı türüne rastlandı. Soğuk ortamda yaşam sınırı eksi 20 derece. Sibirya ve Antarktika’daki buzul çamurlarında bu derecelerde yaşayan bakteriler görüldü. Güney Afrika’da 3.2 km derinlikte bir mikroorganizma hayatta kaldığı saptandı. 5 graylık radyasyon oranı insanın ölümüne neden oluyor. Ancak Çernobil’de 15 bin gray radyasyona dayanan canlılara rastlandı.

Peki insanların hayatlarını sürdürmesi için nasıl bir ortam gerekiyor? Dünyanın dört bir yanında modern hayat ile hiçbir bağlantıları olmadan yaşayanlar, ihtiyacımızın telefon, televizyon, internet yani teknoloji olmadığını çok iyi kanıtlıyor.

alaskaa

KARLAR ALTINDA GEÇEN ÖMÜR

ABD ile Rusya sınırında yani Sibirya ile Alaska arasında iki küçük ada. Büyük Diomede, Rusya’ya ait. Küçük Diomede, ABD’ye. Aralarındaki mesafe sadece 3.8 km. Küçük Diomede’de 100 kişi yaşıyor. Karlar altındalar. Teknolojiden çok uzaktalar. Hatta birkaç gün öncesine kadar dış dünya ile bağlantıları tamamen koptu. Hava şartları kötü olduğu için 3 hafta boyunca adaya dışarıdan kimse gidemedi. Helikopterlerle de yiyecek, içecek, ilaç desteği yapılamadığı için ada sakinleri kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kaldı. Böyle dönemlerde stokta bulunan gıdalar tüketiliyor.

Bu iki her ne kadar birbirlerine çok yakın olsa da aslında aralarında tam 1 gün var. Bunun nedeni aralarından gün değişimi çizgisinin geçmesi. Buna göre Büyük Diomede, komşu adadan 23 saat ileride. Birbirlerini Dün Adası ve Yarın Adası olarak tanımlıyorlar.

suudi

BAŞLARINDAKİ ÇİÇEK TAÇLARA ALDANMAYIN

Yasemin ve fesleğenlerden yaptıkları taçları başlarından hiç eksik etmiyorlar. Aşırı sıcaklar nedeniyle ter kokmak istemiyorlar. Gözlerine her daim sürme çekiyorlar. Güzel gözükmek onlar için çok önemli çünkü. Ama siz onların bu kadar romantik göründüklerine bakmayın. Aynı zamanda bıçaklarını yanlarından hiç ayırmıyorlar. Suudi Arabistan’ın Habala Dağları’nda yaşıyorlar. Buraya Yemen’den gelmişler. Dağlara yaptıkları kalelerde kalıyorlar. 2 bin yıldır yaşam tarzlarını hiç değiştirmediler.

Bu ilginç kabileyi görüntüleyen fotoğrafçı Eric Lafforgue, “Aslında o kadar sertler ki Suudi polisi korkularından bu kabileye hiç müdahale edemiyor” diyor.

tekno

EN ESKİ DİLİ KONUŞUYORLAR

Kendi elleriyle yaptıkları yay ve okları onlar için her şey. Hayatlarını sadece avcılıkla sürdürüyorlar çünkü. Ritmik bir dilleri var. Hatta dünyada varlığını sürdüren en eski dili konuştukları düşünülüyor. Doğu Afrika ülkesi Tanzanya’da yaşıyorlar. Eyasi Gölü’nün çevresindeki mağaralarda kalıyorlar. Hadza kabilesinin şimdilerde bin mensubu var.

Modern hayatla hiçbir bağlantıları bulunmuyor. İçine koyacakları para olmadığı için cüzdanları yok mesela. Bazı durumlarda komşu kabilelerle takas yapıyorlar. Değiş-tokuş için en çok sandaletlerini kullanıyorlar. 10 bin yıldır aynı yaşam biçimini benimsediler. Babunlar, bufalolar, antiloplar ve kuşlar ana besin kaynakları. Avusturalyalı gazeteciler Stephanie Hunt ve Ben Hogarth, Hadza kabilesi ile 1 yıl geçirip en güzel görüntüleri elde etti.

daniel rodrigues

YERLİLER ÖFKELİ, MODERNLERE SALDIRIYORLAR

Dünyanın en büyük yağmur ormanı Amazon’da 1 milyondan fazla yerli yaşıyor. 400 farklı kabileye ayrılmış durumdalar. Her birinin dili, kültürü, yaşam biçimi ve toprakları ayrı. Büyük kısmı 500 yıldır dış dünya ile iletişim halinde. Ancak en az 15 bin yerlinin şimdiye kadar “modern insan” ile hiçbir şekilde bağlantı kurmadığı düşünülüyor. Son zamanlarda ise bu yerliler de “medeniyetle” tanışmaya başladı. Özellikle kaçak ağaç kesimleri nedeniyle  yaşam alanları git gide daralıyor.

Hatta Aralık 2014’te bir ilk yaşandı. Peru – Brezilya sınırındaki bir köy, 200 Mashco-Piro yerlisi tarafından basıldı. Yerliler, yiyecek bulamayınca köyü bastı. Fotoğrafçı Daniel Rodrigues ise Awa-Guaja yerlilerini görüntüledi. 350 kişiler. Jaguar bile avlıyabiliyorlar. Veya maymunları evcilleştiriyorlar. Ama onların hayatı kaçak ağaç kesimleri yüzünden tehlikede. 

DÜNYANIN BİTTİĞİ KASABA

gronland

Dünyanın en büyük adası Grönland, son yıllarda büyük zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Danimarka’ya bağlı olan adanın, nüfusu sadece 57 bin. Grönland’ın iklim koşulları son derece zorlu. Adanın yüzde 80’i buz örtüsüyle kaplı. Bu örtünün kalınlığı yer yer 4 kilometreye ulaşıyor. Adada, bin 280 kişinin yaşadığı Ummannaq kentinde halk, yılda sadece 2 ay güneşin keyfini çıkarabiliyor. Adadaki birçok kasaba ise küresel ısınma nedeniyle yok olma tehdidi altında. Bazı kasabaların, hızla eriyen buzullardan dolayı tamamen sular altına kalacakları öngörülüyor.

Adanın kuzeybatısında bulunan Niaqornat bunlardan bir tanesi. Kasabada şimdilerde sadece 59 eskimo yaşıyor. Dünyanın en küçük toplumu olarak biliniyorlar. Avcılıkla hayatlarını sürdürüyorlar. Ama kasabalarındaki tek geçim kaynağı olan balık fabrikası kapatıldı. Hatta kasabadan 9 kişi daha göç ederse, Danimarka hükümeti Niaqornat’a maddi desteğini çekecek. Kasabadaki 59 kişi, artık hem modern hayata hem de küresel ısınmaya direniyor.

sudan

HAC DÖNÜŞÜ YERLEŞTİLER, DEVLETLERİ BİLE YOK

Falata kabilesi, Batı Afrika’dan Sudan göçen bir topluluk. Kabilelerin yaşlıları “Dedelerimiz 1800’lü yıllarda Hacca gitmiş. Dönüş yolunda burada konaklamaya karar vermişler. O tarihten beri halkımız bu topraklarda yaşıyoruz” diyor. Nüfusları 3 milyonu bulduğu söylenen Falatalar, Çad, Sudan ve Güney Sudan arasında mekik dokuyor ve büyük baş hayvanlarını otlatıyor. En önemli geçim kaynakları hayvancılık.

El Cezire’nin yaptığı röportaja göre Falatalar’ın en az 60 bin büyük baş hayvanı var. Muhabir “Tam sayısını biz de sormuyoruz zira Falatalar’a ‘Kaç hayvanınız var?’ demek birine ‘Banka hesabında kaç paranız var?’ demekle aynı kapıya çıkar” diyor.

Falatalar’ın son yıllara dek hiçbir devlet ya da uluslararası örgütle işi olmadı. Sadece geçtiğimiz yıl, bir veterinerlik kuruluşu olan World Vision, Falataların hayvanları için 300 bin adet aşı getirdi.

(@selcukerennn)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s